
Reha Muhtar: "Acı var mı acı?" ile hafızalarda
Reha Muhtar: "Acı var mı acı?" ile hafızalarda
3 dk okuma
You need to enable JavaScript to run this app.
İçeriğe gitAna menüye gitDW'nin diğer sayfalarına gitÖne çıkan konularİranBasın özgürlüğüCumhuriyet Halk Partisi (CHP)Reklamhttps://p.dw.com/p/5EndiReha Muhtar 66 yaşında vefat etti. Fotoğraf: Demirören Görsel MedyaReklamTürkiye televizyon haberciliğinin en tanınan yüzlerinden Reha Muhtar, 66 yaşında Bodrum'da hayatını kaybetti. Muhtar, bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi görüyordu.
Reha Muhtar'ın ölümü, yalnızca uzun yıllar ekranlarda yer alan bir televizyoncunun kariyerini değil, Türkiye televizyon haberciliğinin son kırk yılda geçirdiği dönüşümü de yeniden hatırlatıyor.
Bir dönemin milyonlarca kişinin her akşam ekran başında izlediği haber sunucularından olan Muhtar, televizyon haberciliğinin devlet televizyonu döneminden özel kanallar çağına, klasik spikerlikten "anchorman" kültürüne evrildiği yılların en görünür figürlerinden biri oldu. TRT'nin kurumsal habercilik anlayışından özel televizyonların reyting rekabetine, ana haber bültenlerinin ekranın en güçlü markası olduğu yıllardan dijital medyanın yükselişine uzanan süreçte hep ön plandaydı.
Ankara'dan Atina'ya uzanan gazetecilik yolculuğu
Reha Muhtar, 21 Temmuz 1959'da İstanbul'da dünyaya geldi. Kerkük kökenli bir aileden gelen Muhtar'ın çocukluğu, Arap Dili ve Edebiyatı alanında akademisyen olan babasının görevi nedeniyle Ankara ve İstanbul arasında geçti. TED Ankara Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu'nda eğitim aldı.
Gazeteciliğe 1980'li yılların başında Milliyet gazetesinin Ankara Bürosu'nda başladı. Dış politika ve siyaset muhabiri olarak çalıştı. Daha sonra TRT'ye geçti. Yunanistan'dan yaptığı yayınlarla dikkat çekti. TRT'nin Atina muhabiri olarak görev yaptığı yıllarda geniş kitleler tarafından tanınmaya başladı.
Muhtar'ın meslek hayatına adım attığı yıllar, Türkiye'de televizyon haberciliğinin büyük ölçüde devlet yayıncılığı anlayışıyla şekillendiği bir döneme denk geliyordu. TRT ekranlarında haber sunucuları ve muhabirler kişiliklerinden çok kurumun temsilcisi olarak görülüyor, bireysel üslup geri planda tutuluyordu.
Özel televizyonların yükselişi ve yeni medya düzeni
1990'lı yıllar yalnızca Türkiye siyasetinde değil, medya dünyasında da köklü değişimlerin yaşandığı yıllar oldu. Özel televizyonların ortaya çıkmasıyla birlikte habercilik anlayışı da dönüşmeye başladı.
Muhtar, TRT'de hazırladığı Ateş Hattı programıyla bu dönüşümün dikkat çeken isimlerinden biri haline geldi. Sert soruları, yüksek tempolu tartışmaları ve konuklarını zorlayan üslubuyla öne çıktı. Ardından Kanal D, Star TV ve Show TV yılları geldi.
Özellikle 1996'da Show TV Ana Haber'in başına geçmesi, onu Türkiye'nin en tanınan medya figürlerinden birine dönüştürdü. O dönemde ana haber bültenleri yalnızca günün gelişmelerinin aktarıldığı programlar olmaktan çıkıyor, kanallar arasındaki reyting rekabetinin merkezine yerleşiyordu. Haber artık yalnızca bilgi vermiyor, aynı zamanda izleyiciyi ekranda tutmaya çalışıyordu.
Haberin önüne geçen sunucu
Türkiye'de 1980'lerde haber sunucuları çoğunlukla görünmez birer aktarıcı olarak kabul edilirken, 1990'larda "anchorman" kültürü yükselişe geçti.
Bu dönemin önemli isimleri arasında Mehmet Ali Birand, Ali Kırca, Uğur Dündar ve Reha Muhtar yer aldı. Ancak Muhtar'ın tarzı diğerlerinden belirgin biçimde ayrılıyordu.
Yüksek ses tonu, vurgulu anlatımı, doğrudan izleyiciye seslenmesi, olaylara anlık tepki vermesi ve zaman zaman haberin bir parçası haline gelmesi onu ekranın en tanınan yüzlerinden biri yaptı.
Onunla birlikte haber bültenleri daha hızlı, daha dramatik ve daha kişiselleşmiş bir yapıya büründü. Birçok medya gözlemcisine göre bu dönem, televizyon haberciliğinin aynı zamanda bir gösteri formatına dönüşmeye başladığı yıllardı.
Gülen röportajı ve televizyonun gücü
Reha Muhtar'ın kariyeri boyunca yaptığı çok sayıda röportaj arasında, Fethullah Gülen ile gerçekleştirdiği canlı yayın görüşmesi de dönemin medya atmosferini yansıtan örneklerden biri olarak hafızalarda yer aldı.
1999 yılında ABD'de bulunan Gülen'le yaptığı röportajda Muhtar, Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapordaki iddiaları tek tek gündeme getirdi. Laiklik, cumhuriyet, devlet kurumları ve Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki görüşlerini ayrıntılı biçimde sordu. Röportaj boyunca aynı soruların farklı biçimlerde yeniden sorulması, dönemin televizyon haberciliğinde canlı yayınların ne kadar etkili bir siyasi ve toplumsal tartışma alanına dönüştüğünü gösteriyordu.
Bugünden bakıldığında bu röportaj, yalnızca Gülen hareketine ilişkin tartışmaların değil, televizyonun kamuoyu oluşturma gücünün de göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
"Acı var mı acı?" ile hafızalara kazınan dönem
Reha Muhtar'ın ekran kişiliği zaman zaman haberlerin önüne geçti. Keskin çıkışları, polemiklere açık tavrı ve alışılmışın dışın
Newsletter
Önemli haberleri kaçırma.
Editörlerimiz her sabah en kritik okumayı sizin için seçiyor — doğrudan gelen kutunuza.


