
Almanya'da organ bağışı: Herkes bağışçı mı sayılacak?
Almanya'da organ bağışı: Herkes bağışçı mı sayılacak?
You need to enable JavaScript to run this app.
İçeriğe gitAna menüye gitDW'nin diğer sayfalarına gitÖne çıkan konularİranBasın özgürlüğüCumhuriyet Halk Partisi (CHP)Reklamhttps://p.dw.com/p/5E7YFAlmanya organ bağışında uluslararası sıralamalarda alt sıralarda yer alıyorFotoğraf: picture-alliance/dpa/S. StacheReklamOrgan bağışı konusu Almanya'da Federal Meclis'te yeniden gündeme gelirken farklı partilerden iki grubun sunduğu öneriler masaya yatırılıyor. Bir grup "itiraz" çözümünü savunurken, diğer grup gönüllülüğün korunmasında ısrar ediyor. Peki, Almanya'da organ bağışı nasıl düzenleniyor? Hangi yeni öneriler gündemde ve bu önerilere itirazlar neler?
"Sessiz onay" önerisi
Almanya'da 1997 yılından bu yana bir tür "rıza sistemi" uygulanıyor. Buna göre, ölümünden sonra organlarının alınabilmesi için kişinin, örneğin bir organ bağışı kartıyla, önceden açıkça bağışa izin vermiş olması gerekiyor. Kişi bu yönde iradesini belirtmemişse yakınları veya bu konuda yetki verdiği kişiler organ bağışı konusunda karar verme yetkisine sahip oluyor.
"İtiraz sistemi" olarak anılan yeni önerinin hayata geçirilmesi halinde ise, herkes potansiyel organ bağışçısı sayılabilecek. Bunun istisnası ise yalnızca kişinin hayattayken açıkça bağışa karşı olduğunu beyan etmesi olacak.
Organ bağışı oranlarında lider olan İspanya'da bu sistem uzun süredir uygulanıyor.
İki parçalı yasama yapısına sahip Almanya'da ise Federal Meclis'in (Bundestag) 2020 yılında reddettiği bu sisteme eyaletlerin temsil edildiği Federal Konsey (Bundesrat) 2025'te destek vermişti. Şimdi partiler üstü bir milletvekili grubu, organ bağışında bulunanlar sayısını artırmak amacıyla uygulamayı yeniden gündeme getirdi.
Somut veriler ne diyor?
Almanya, organ bağışında uluslararası karşılaştırmada alt sıralarda yer alıyor. Ülkede bir milyon kişiye yaklaşık 11 bağışçı düşüyor. İspanya, Belçika ve Portekiz gibi ülkelerde bu sayı çok daha yüksek; örneğin İspanya'da bir milyon kişiye düşen bağışçı sayısı 50'yi buluyor.
2025 yılında Almanya'da da bağışçıların sayısında bir miktar artış görüldü ve bu sayı 2012'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Geçen yıl 985 kişi ölümünden sonra organlarını bağışladı. Bu, 2024'e göre fazladan 32 kişinin organ bağışı yaptığı anlamına geliyor.
Bağışçı sayısını artırma girişimi yetersiz kaldı
2020'de Federal Meclis, bağışçı sayısını artırmaya yönelik bir yasa paketini kabul etti. Buna göre vatandaşlar, kimlik çıkarma gibi resmi işlemler sırasında organ bağışına dair daha fazla bilgilendiriliyor. Ayrıca sağlık sigortaları, doktorlar, nüfus müdürlükleri ve sürücü kursları bilgilendirme yapmakla yükümlü.
Bu yolla bağışçı sayıları artsa da beklenen seviyeye ulaşmadı. Birkaç yıl önce kurulan organ bağışı kayıt sistemi karmaşık ve zor olmakla eleştirilirken ülkede planlanan sağlık reformuyla aile hekimlerine organ bağışı danışmanlığı için ödenen ücretin kaldırılması da tartışılıyor.
Vatandaşlar mevcut sistemde organ bağışına onay veya retlerini kaydedip istedikleri zaman değiştirebiliyor. Hastaneler ihtiyaç halinde bu merkezi veri tabanındaki bilgilere erişebiliyor. Ancak Mart ayına kadar sadece 516 bin kişi sisteme kaydoldu.
Öte yandan vatandaşların sisteme erişimi veri güvenliği uygulamaları nedeniyle de oldukça zor.
İtiraz sistemi: Destek verenler ve karşı çıkanlar ne diyor?
Alman Organ Nakli Vakfı ve Tabipler Birliği'nin de aralarında bulunduğu "itiraz sistemi" destekçileri,  halkın organ bağışına genel olarak istekli olduğunu savunuyor. Ancak birçok bağışın, yazılı bir beyanın bulunmaması ve yakınların karar verme konusunda tereddüt etmesinden dolayı gerçekleşmediğine dikkat çekiliyor. İtiraz sistemiyle organ bağışının "istisna" değil "olağan bir durum" hâline gelebileceği vurgulanıyor.
Almanya'da organ bağışı sistemine kayıt olup organ bağışçısı kimliği edinilebiliyorFotoğraf: Andreas Franke/picture alliance
Sosyal Demokrat Parti (SPD), Sol Parti, Yeşiller ve Hristiyan Demokrat Birlik (CDU/CSU) partilerinden bazı milletvekillerinin oluşturduğu bir diğer grup ise, bu sistemin temel haklara müdahale olduğunu savunuyor. "Sessizliğin onay olarak kabul edilemeyeceğini" belirten bu grup, gönüllülük ilkesinin korunarak kapsamlı bilgilendirme kampanyalarının devreye sokulmasını ve online kayıt sisteminin daha erişilebilir hâle getirilmesini öneriyor.
Uzmanlar ve gönüllülük ilkesinden yana olan milletvekilleri ayrıca, itiraz sisteminin tek başına bağış oranını artırmayacağını savunuyor. Örneğin İspanya'da başarının esas olarak sağlık sistemindeki iyileştirmelerle sağlandığı savunuluyor.
Bu iyileştirme sürecinde en önemli noktalardan birinin, hastanelerde organ bağışı sürecinin daha iyi organize edilmesi olduğu belirtiliyor. 2020'de Federal Meclis'te de bu amaçla çeşitli önlemler kabul edilse de bu önlemlerin henüz tam olarak uygulamaya geçirilmemesi eleştirilere neden oluyor.
Meclis dışından gelen ele
📰 Bu bir özettir. Haberin tamamını kaynaktan okuyun:
Haberin tamamını oku →Başka bir dilde oku
she.news may earn commission from links on this page.
İlgili Haberler

Tren ve Metro Bilet Fiyatlarının Artışı, Mısırlıların Cebini Zorlayacak
Asharq Al-Awsat
11 Yaşındaki Kızın Mektupları, İngiliz Şehrinde Sanat Duvarına Dönüşüyor
Asharq Al-Awsat"Berlin, Körfez Ülkeleri'ne Silah İhracat Kısıtlamalarını Hafifletti: Dayanışma Mesajı"
DW Arabic